Filmler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Filmler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2013

Mutfak Dili`nin Evde Sinema Keyfi 6-Kelebeğin Rüyası



"Allah büyüktür"
"Belki bir kelebek o kadar memnun ki  rüyasından, Uyanmak istemiyor uykusundan""
"Şiir yazmak için 3 şeye ihtiyacınız var : birincisi bir fikir , ikincisi daktilo, üçüncüsü kağıt ondan ikisi sizde hiç olmuyor.."
"Acı bahanesidir şiirin.."
"Aşk en güzel bahanesidir şiirin"
"Şiir bahanesidir hayatın.." 
Bir güzele güzelliğini hatırlatmak isterdim , aynalardan önce"
"Bence bir hocaya bilmediği bir soruyu sormak kabalıktır.". 

 Günün birinde bir ermiş, rüyasında kelebek olduğunu görmüş. 
Uyandığında kafası karışmış.
 Kendi kendine şöyle demiş : Ben mi rüyamda kelebek olduğumu gördüm yoksa kelebek mi rüyasında ben olduğunu gördü ?"


Ve tabi ki filmin özü olan söz
"Kız şiirden anlıyorsa beni seçer
Anlamıyorsa zaten senin olsun" 
diye geçen unutulmaz sözler vardı dün gece izlediğim 
" Kelebeğin Rüyası" 
filminde.
  Çook güzel filmdi.. Güzel çok basit olur muhteşemdi..
"Ask tesadüfleri sever "den ve" Uzun Hikaye" den sonra izlediğim harika bir türk filmiydi..

 
Son zamanlarda içerikleri düzgün olmayan, konusu saçma, kullanılan kelimler ahlak dışı olan filimlerden sonra böylesine güzel konusu, ahlaki yanı çok güzel olan bir filmi izlemek harikaydı.. 

Şükür edilmeli dedim nefes aldığımız her an için, sağlıklı olduğumuz için.. Yarına dair gereksiz endişelerimiz olduğu için üzülmeliyiz aslında..

Ne olursa olsun hayat devam ediyor diyerek şiir yazan iki sair..
Şiir`e bu kadar aşık olmak ve yazmak için bahane aramak : sevdim bunu ben..
 Yazmak için bahane..

 

Çekimler inanılmaz güzel her karede ayrı bir dil konuşmuş sanki..
Yılmaz Erdoğan filmlerini çok severim. Vizontele 1-2, Organize işler esprileri, konuları  harika filimler.. Filimler yeteri kadar konuşuyor zaten..
Üzerinde 7 yıl çalıştığı bu filim de konuşmuş .
.Filmin konusu 1940'lı yıllarında Zonguldak`da yaşamış ve verem hastalığından hayatlarını kaybetmiş iki şairin  aşklarından , zorlu hayatlarından bahsediyor..Şairlerin isimleri Rüştü Onur ve  Muzaffer Tayyip Uslu `dur..



Filimdeki bir sahne hariç tüm sahneler çok güzel hazırlanmış..
Sonbahar rüzgarı, Rüştünün öldükten sonra gömülme anı o anda batan Güneş, caddeler ve caddelerdeki insanların hali ve işin enteresan yani o kadar güzel bir ortamı nasıl yapmışlar, o kadar insana o kadar eski model elbiseyi nasıl bulmuşlar çok başarılı gerçekten..
Ve okuduğum kadarıyla filimde 1800-2000 e yakin kostüm kullanılmış ve tüm aksesuarlar 8 bine yakınmış . Kostümler ve hatta işçilerin şapkaları bile özel dikilmiş..!0 bin metre kumaş kullanılmış ve 18 ayrı atölye ile çalışılmış.. Ve sonuç harika olmuş ..
Zenginin parası züğürdün enesi diye bilirsiniz ama benim için gerçekten çok ince detaydı..
Şimdiki zamandan aniden fırlayıp 1941 -46 senesine gitmiş gibi hissetmek sizde de olacaktır filimi izlerken..

Hiç bir detay atlatılmamış.. Oyuncular güzel seçilmiş.. Belçim Bilgini zaten "Aşk Tesadüfleri Sever" filminden den çok sevmiştim.. Bu  filimde de çok başarılı.. Yılmaz Erdoğan kendi hanımını baş rolde oynattı diye çok eleştiri almış olsa da kadın çok başarılı canım
Yiğidi öldür hakkını yeme misalı..
  

 Asıl olan oyunculardan Kıvanç Tatlıtuğ. Kızların hayranı bu sanatçıyı hiç mi hiç sevmiyorum.. Kendini beğenmiş bir tipi var adamın.. Yakışıklı diye, hayranı çok diye bu kadar da kendini beğenmek çok itici duruyor gerçekten..
Yalnız bu filimde o gariban hali, kambur durusu, sürekli sacını yana taraması, tırnaklarını yemesi, üzerine büyükçe kostümü o kadar çok yakışmış ki evet işte bu hali daha iyi dedim.. :))
Çok güzel oynamış ve asıl şimdi taktir ettim.. Kendini beğenmiş bir tipin sıradan, halktan bir şairi bu kadar güzel oynaması taktir edilir ne diyeyim beğendim..


Bunca övgüden sonra filmdeki göze çarpan büyük bir hatayı yazmak istemezdim ama yazmasam olmazdı..
Evet maalesef ki bir filim eleştirmeni olmadığım halde bile gözümden kaçmadı bu görüntü..
Kar sahnesi hiç olmamış bu filimde, hem de hiçç.. Kar üzerinde yansıyan Güneşin bir yaz güneşi olduğu o kadar bariz ki.
Karlı köyde büyüdüğüm için iyi bilirim güneş farklı olur kışın, karın rengini farkı gösterir güneş.. Üşürsün,burnun kızarır, üzerinde ince elbise bile olsa soğuk farklı yansır o elbisene.. Filimde Mediha`nın üzerinde ince etek var ama bacakları hiç üşümemiş gibi gözüküyor..  Oyuncuların üşümedikleri ve yüzlerindeki ifade soğuk olmadığını çok belli ediyor..  Karın gerçek olmadığını anlamamak için hiç de bir eleştirmen olmaya gerek yoktu ne yazık ki..
Gözümden kaçmayan en büyük ayrıntıydı..
Geri kalan her şey dediğim gibi  süperdi.. Hala izlemediyseniz izleyin bu dram konulu filmi..

Böyle güzel filmlerin devamı gelir umuduyla..

İyi seyirler..
Fotoğraflar hepsi internetten alıntıdır.. Teşekkür ederim yükleyen herkese.. Ayrı ayrı yazamadım hangi sitelerden aldığımı..

28 Nisan 2013

Mutfak Dili`nin Evde Sinema Keyfi-4




Griffin ve Phoenix  


 Çok sevdim bu filimi/ İzlerken adım adıma ölümü giden yolu takip etmek, kendini böyle bir durumda hissetmek çok garipti.. Acaba ben ne yapardım dedim kendi kendime.. 
Güzel, anlamlı, tatlı ask dolu bir filim.. 
Tavsiye ederim.. 
  

Filminin Konusu:

Film, Mulroney’in canlandırdığı Henry Griffin’in kansere yakalandığını öğrenmesiyle başlıyor. Tedavinin imkansız olduğunu ve fazla zamanı olmadığını öğrenen Griffin, son günlerini hayattan zevk alarak geçirmeye karar veriyor. İşini bırakıyor, etkileyici bir roman yazmaya niyetleniyor ve bir üniversitede psikoloji dersi almaya başlıyor. Sınıfta Sarah Phoenix ile tanışıyor. Pozitif enerjisi ve her daim gülen yüzüyle çok geçmeden Phoenix tam da ihtiyacı olan kişiye dönüşüyor. Ne var ki, Phoenix’in de ölümcül bir sırrı olduğu ortaya çıkıyor. Genç kadın da yaşayacak çok fazla zamanı olmadığını itiraf ediyor. O andan sonra Griffin ve Phoenix birbirlerine daha çok bağlanıyorlar ve son günlerini diledikleri gibi geçirmeye karar veriyorlar.
 




Yönetmen : Ed Stone
Senaryo : John Hill
Oyuncular : Amanda Peet, Dermot Mulroney, Sarah Paulson, Blair Brown, Alison Elliott
Filmin Türü : Komedi, Drama
Orijinal Adı : Griffin & Phoenix


Yapım Yılı : 2006
Yapım Ülkesi : ABD
Orijinal Dili : İngilizce
Filmin Süresi : 102 dakika






 I am Sam...

Hala izlemediniz mi? Aşk olsun..
2 sene önce izlemiştim, duygulanmıştım.
Bir çocuk için babası nasıl olursa olsun yine de Baba`dır.



Mutlaka izleyin..
Filmin Türü:Dram,Komedi
Filmin Çekildiği Ülke:Amerika
Filmin Yapım Yılı:2001



Film`in özeti şöyle: Sam, küçük kızı ile birlikte mutlu bir hayat sürmektedir. Sam 7 yaşındaki bir çocuğun zeka yapısını taşımaktadır hareketleri 7 yaşındaki bir çocuk gibidir aslında başlarda bu kimseyi rahatsız etmese de Sam’in küçük kızı 7 yaşına geldiğinde durum daha kötü bir hal alacaktır.
Artık kızı ondan çok daha ileri bir düzeye gelmektedir ve Sam ona pek fazla yardım edememektedir. Hükümet görevlileri kızı Sam’in yanından alırlar.
Sam ise kızını geri alabilmek için bir avukat kiralar ve büyük bir mücadele başlar. Baştan sona büyük bir beğeni ile izleyeceğiniz mükemmel bir sinema filmi. ( buradan izleyebilirsiniz TIK)







27 Dresses
 
İzlediğim en tatlı filmlerden birisi.. Zeten Katherine Heiglguzel filimleri var..
 Bu filimi  izlerken sunu düşündüm her defa nedime olduğun düğünden baya bir tecrübe kazanır kendi düğününe daha iyi hazırlanırsın :)
Her düğünde kendi düğününü hayal edersense nasıl olur acaba.?
Merakın azalır mi çoğalır mi ki..:))
Belki de bıktrıcı gelir..

Bu filmi neden Benimle Evlenir Misin deye tercüme etmişler anlamadım. Teklif yok ki bu filmde. 
Gizli aşk ve nedimelik var..
Bu kadar nedime olunursa artık evlenmek şart olur..
Romantik Komedi tadında izlenecek harika bir film..



Konusu:
 Jane hayatı boyunca tam 27 kez nedime olmuş, bu evlilik seremonilerine eşlik etmiştir.
Kız kardeşinin evleneceği haberi üzerine,zaten artık işi gibi olan nedimelik görevini seve seve kabul eder. Ancak damadı gördüğünde fikri değişecektir: Çünkü müstakbel damat, Jane’in önceden gizlice aşık olduğu Kevin’den başkası değildir.



2008 - ABD
KomediRomantik
111 Dak.
Anne Fletcher
Katherine HeiglJames MarsdenPeyton ListJudy GreerKrysten Ritter
Aline Brosh McKenna
Roger BirnbaumGary BarberJonathan Glickman

İYİ SEYİRLER!!

9 Ocak 2013

Mutfak Dili`nin Evde Sinema keyfi-5


 Hint filmlerinin yeri ayrıdır, farklıdır, başkadır bende..
Bunlarla büyüdüm desem yalan olmaz.
Bir tek memleketim Hindistan degildi, orda degildim, hintçe konuşmuyordum...
Filimlerini artistlerini ezbere biliyorum.
Bir filime en az 10 kere gitmişimdir.. Gittiğim için de az dayak yemedim hani.. :))

Şarkılarını ezberler, oyuncuların resimlerini satın alır biriktirirdim..
Evde teyzemlerin uzun eteklerini giyer.. uzun şalları kendime sarar evimizin bahçesinin bir basından öteki basına hoplaya zıplaya hint dansı yapardım..



Ne hikmettir bilmiyorum ama Sovyetler Birligi döneminde Azerbaycan`a ve başka Orta Asya ülkelerine en çok hint filimi izletiliyordu.. Televizyon kanallarında sinemalarda hep yaygın şekilde izleniyordu..
Fransız filmleri, Alman filmleri, Yerli filmleri de vardı ama daha çok hint filimi vardı.. Haftanın iki günü bazen de bir günü köyün sinemasında hint filimlerinin yayın günü oluyordu. Carşamba kesinlikle yayınlanıyordu..  Sinemacıya çok yardım ederdim.. İyi biliyorum:)) Filmleri sarmaya, kesik yerlerini bantlamaya çok yardım etmişimdir..  Yarım kalan filim parçasını toplamak bile büyük bir zevkti bizim için. Çocuklar arasında en şanslı sen sayılırdın :))

Bir öğlen bir akşam yayınlanıyordu filim. .
Bende bir öğlen arkadaşlarla, bir de akşam ailece yani dayımla, ablamla, babamla, halamla, bazen annemle giderdim. Yaz sineması oluyordu tüm köyün aşıkları, yeni evliler, yaşlılar hepsi geliyordu izlemeye.. Hiç ayıp sayılmazdı..  Gerçi rahmetli dedem ( annemi babası) hanımına, kızlarına hiç izin vermezdi filime gitmeye. Çook kuralçıydı dedem.. Hanımını, kızlarını kıskanırdı herkesten:(  Bir tek bana izin verirdi.. Teyzemler tabi neden bana izin veriyor diye dedeme çok söyleniyorlardı. " O da bu evin kızı, bize o yaşta izin vermiyordun ona da verme" der beni dedeme şikayet ederlerdi.. Şimdi düşünüyorum galiba onlar beni kıskanıyorlardı :)) Sormak lazım daha kimse hakkın rahmetine ulaşmadan..
Dedem de beni çok sevdiği için hiç bir lafımı iki etmezdi.. Hep izin verirdi.. Filimin parası da o zamanın parasına göre pahalıydı. Yerli filimler, fransız filimleri 20 qepik ( yani 25 kurus) hint filimleri 40 qepikti ( yani 50 kuruş) .
Bir filime 10 kere gittiğim için tabi bana kızmakta haklıydı teyzemler.. Bende olsam kızardım... :))



Heyy gidi çocukluk..
Gerçi gençliğim ve 30 lu yaşlarımda sekil 1 A da gözüktüğü gibi farklı değildir.. :)) 
Şimdi düşünüyorum, bakıyorum hiç eskimemiş içimdeki o hiss.. Hala dansları oynamak geliyor içimden, sapkılarını dinliyorum.. Hayata bir daha gelsem bir daha aynı yapar, aynı düşünürüm diyorum..

Geçen gün dinlerken, hatta mırıldanırken oğlum bana " Anne ne dediklerini anlıyor musun" diye sordu..
Bende "anlamıyorum ama hoşuma gidiyor" dedim...
O da " Öyle şey mi olur" diyor..
" Oglum üunya Maykıl Jackson`u anlıyor mu da dinliyor, Ruslar Tarkan Tarkan deyip sayıklıyor anlıyor mu türkçe şarkıyı da seviyor" diyorum..
Çocuk şaşırıyor:)) " O da doğru" diyor.. :)) Çok fenayım, çocuğa verdiğim misale bak :))

 Evet bu ara iyice takılmış durumdayım yine hint filmlerine..
Sanırım bunun son zamanlarda seyretmek için yeteri kadar güzel türk dizisi bulamadığımdandır.. Şöyle eskiden yayınlanan " Aşk Oyunu" tadında aşk dolu, komedi ve romantik bir dizi yok . Hep siyasi, vurdumlu kırdımlı diziler:((  Ruhum körelir diye korkuyorum :))
Gerçi Stv`nin İki Dünya Arasında dizisini hiiçç kaçırmıyorum da... Onun yanına eşantiyon bulamadım..
Ama buldum sanırım:  Hint filimleri..
 Son günlerde izlediğim bir kaç tanesini de burada paylaşmak istiyorum. Merak edip izlemek isteyen olur diye.
Bakıyorum son zamanlarda çok favori olmuş durumda hint filimler..
İzlediklerim ask, drama, romantik, biraz komedi tarzı filimler..
  
 

Kuch Kuch Hota Hai..

Alternatif İsim: Bir şeyler Oluyor ..

Yapım: 1998 - Hindistan
Süresi: 77 dakika
Yönetmen: Karan Johar
Yapımcı: Yash Johar

Oyuncular: Shahrukh Khan, Kajol, Rani Mukherjee



 Resimler ve bilgi internetten alıntıdır ..

 Filimin konusu: : Rahul (Shahrukh Khan) ve Anjali (Kajol) çok yakın iki dostturlar. Bir gün hayatlarına Tina (Rani Mukherjee) girer ve Rahul Tina’ya aşık olur ve bu ask anjali1nin hayatının değiştirir.

İzlerken merak, üzüntü, bir arada..Her hint filminde olduğu gibi..
Filim eski olduğu için izleme sorun oluyor. Uzun arayıştan sonra buldum.. İki farkı linkte var. 
Bir adreste filim türkçe alt yazılısı ama 2 part eksik .. O yüzden İngilizce alt yazılıdan eksik kısmı izledim.. Sizde öyle yapın.. İngilizce sorun olursa başka çare yok :((

Filimin türkçe bölümleri BURADA ..   .
İngilizce bolumu BURADA
İyi seyirler !

Veer-Zaara 

 
  
Resim ve yazılar alıntırdır.. 

Filmi izlemek icin BURAYA tıklayın..

 Yapım: 2004 - Hindistan
Tür: Dram, Romantik
Süre: 190 dakika
Yönetmen: Yash Chopra
Oyuncular: Shahrukh Khan, Rani Mukherjee, Amitabh Bachchan, Preity Zinta



 Konusu: Veer Pratabh Singh (Shahrukh Khan) ve Zaara'nın ( Prety Zinta) aşk hikayesi anlatan bir yapım. büyük bir komploya düşürülen Veer, 22 yıl hapishanede yatar. aşkı için herşeye katlanan ve ona kavuşacağı günü bekleyen Veer
 Pakistanlı ve Hindistanlı iki asık...  
filmi izledikten sonra gerçekten mi demiştim..
İzlemenizi şiddetle tavsiye ederim..
İyi seyirler!

FANAA

 Türkçe film adı: Mahvolmuş aşk

Tabi ki son zamanların en çok izlenen filmi.. 
Uzun zaman kendime gelemedim izledikten sonra.. 
Zaten gelsem şaşardım :)) 


Türkçe film adı: Mahvolmuş aşk

Oyuncular: Aamir Khan, Kajol, Tabu, Shiney Ahuja, Jaspal Bhatti, Kiron Kher, Rishi Kapoor, Sharat Saxena, ...

Tür: Komedi, Dram, Romantik, Gerilim

Yönetmen: Kunal Kohli

Yapımcı: Aditya Chopra, Yash Chopra
 Resim ve bilgi alıntıdır. 
İzlemek icin BURAYA tıklayın.. 
 
Konusu:‎Zooni (Kajol) kör ama güzel bir kızdır. Bir gün Cumhuriyet kutlamalarında sahne almak için turla Delhi'ye giderken tur rehberi Rehan'a (Aamir Khan) aşık olur. Zooni gözünden amelyat olur ama Rehan'ı hiç göremeden bir bombalı saldırı sonucu kaybeder. Zooni Rehan'ı kaybetmenin üzüntüsüyle ile yaşamaya çalışırken bir gün kapısa çalınır ve kendini hiç bilmediği olayların içinde buluverir. Rehan yaşıyor mudur?


 İyi seyirler ! 
Şimdilik bunlar...


 

26 Mart 2012

MUTFAK DİLİ`NİN EVDE SİNEMA KEYFI -3



Bu filime bakarken fark ettim aslında hepimizin görmedigi bir kör nokta var hayatımızda..
O kör noktayı iyi görmek gerekir..
O kör noktayı farkedelim..

Yapım yılı : 2009
Süre: 2 saat 8 dakika.
Oyuncular:Sandra Bullock, Kathy Bates, Kim Dickens, Lily Collins, Jae Head

  •  Gercek hayat hikayesi
  •  2010 Oscar ödül töreninde Sandra Bullock en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görüldü bu filimdeki başarısından dolayı.. 
 

 Filimin konusu: İzleyin ama sadece küçük ip ucu olsun..

 Michael Lewis’in “The Blind Side: Evolution of the Game” adlı eserinden alıntı olan bu filmde, kendine güvenini kaybetmiş Michael Oher isimli bu gençi farklı çok farklı  bir gelecek bekliyor..

Filim ailece izlene bilecek bir filim..
Filim önyargının iyi olmadıgını söylüyor, reng farkını ortadan kadırıyor ,zenginlerde bir kalp taşıyor diyor..
Yarımseverlik zaten filimin ana konusu..
Galiba çok konuştum..
Uzatmıyorum, filimi geç kalmadan bu adresten izeyin tavsiyesinde bulunuyorum.. İyi seyirler..


25 Ocak 2012

MUTFAK DİLİNİN EVDE SİNEMA KEYFİ -2



 The Lake House- Göl Evi

Dram, Fantastik, üstelik olabildiğince Romantik başka bir filim izlemedim. Uğraşı, çaba, sevgi harika sonucu gösteriyor ve zaman farkı, elde etmek istediklerin için engel degil diyor bu filim.

 Romantik filim meraklısı olarak bu filimin romantiklik seviyesini daha üstün buldum ve filimin bende bıraktığı etki hala sürüyor.

 Belki de filimi bu kadar sevmemin nedeni sürekli hayalimde bir göl evimin olmasıdır..  Sanırım bıkmadan, defalarca izleyebileceğim tek filim.


Zaten oyunculardan bahsetmeye gerek yok.
Her ikisi başarılı oyuncu: Sandra Bullock, Keanu Reeves..

2006 ABD yapımı diziyi türkçe olarak bu adresten izleyebilirsiniz  (TIK)



Filimin konusu:
Hayatında bir değişiklik yapma vaktinin geldiğini hisseden Dr. Kate Forster (SANDRA BULLOCK) stajını tamamladığı yerel İllinois hastanesinden ayrılarak hasta trafiğinin yoğun olduğu Chicago'da bir hastanede çalışmayı kabul eder. Geride bırakmaktan üzüntü duyduğu tek şey kiralamış olduğu güzel evdir. Kate şehre doğru yola çıkmadan önce evin bir sonraki sakini için posta kutusuna bir not bırakır. Bu notta kendisine gelen mektuplar için yeni adresini bırakır ve kapının üzerindeki gizemli pati izlerinin kendisi taşınırken de orada olduğunu açıklar. Evin yeni kiracısı Alex eve geldiğinde ise hiçbir yerde pati izinden eser yoktur. Kate ve Alex göl evinin posta kutusu aracılığıyla yazışmayı sürdürürken, inanılmaz ve imkansız bir şekilde iki ayrı yılda yaşadıklarını görürler.





Şimdi bu harika göl evinde kim yaşamak istemez ki.. 
 Kışı ayrı güzel, baharı, yazı ayrı güzel..
Ayrıca bu hayali gerçekleştirecek başarılı iç ve dış Mimar da önemli...
Bu ev Turkiyede Bolu Gölcükteki Milli Park`da 


Bu harika Gol evinde bu güzel kis ayında kestane kavurup, cay içmek,  filim izlemek kimin hosuna gitmez..


Aslında fazla mimarlık gerekmez bu ev için, bu kadar olsun yeter..
Ay su evin güzelliğine bakin...


Bu daha da modern olabilir...))
Yalnız sanırım bu çay evi ...))
Çünkü yanından çay akıyor.
Ya da kanal evi olmuş olabilir..))



Fotoğraflar alıntıdır!

6 Aralık 2011

Mutfak Dili`nin Evde Sinema Keyfi - 1





Filim izlemeyi çok seviyorum, çocuklugumdan kalma bir alışkanlık olarak. 
Hep özlüyorum sinemaya gitmeyi..
Dışarıda soguk hava, sıcak sinema salonu ve romatik komedi tadında bir filim....
Amerikada sinema var hemde çok güzel ama benimle romantik, drama, komedi tadında filim izleyecek kafa dengi arkadaşım olmadığı için sinemayı mecburen eve taşıdım...
Her gün olmasa da haftada en az 3 tane İngilizce filim izliyorum.


Kocaman bahanem var elbette.... Dil öğrenmek için izliyorum...
Yakında romantik, komedi, dram, macera, dedektif konuların bir arada
oldugu filim yayına çıkarsa bilin ki, o filimin yapım ve yönetmeni benim...
Çünkü bu konuların hepsini bir araya toplayan kafadan çatlak yönetmen ancak ben olabilirim...)))


Evet....
Son filimler içinde en çok begendiğim, üzüntüyü, sevinci bir arada yaşatan filimdi
My name is Khan..

 Bu filimi ben böyle anlatırım:
Basarı
Azim
Yilmamak, Usanmamak,
İnsan ne olursa olsun başarır Allahın izni dairesinde...
Filimi izlerken gözyaşlarımı tutamadım.
Filim tam 3 gün aklımdan çıkmadı ki, hala aklımda..
Düşündürücü ve karar vermek için hala gec degil dedirten bir filim..



Filmin yönetmeni Karan Johar "11 senelik yönetmenliğim boyunca, böylesine değişik olmanın tecrübesini hissetmedim" diyor..


Ayrıca  baş rol oyuncusu Shahrukh Khan'da şu şekilde konuştu:"Film, kabiliyetsiz(hasta) bir adamın sakatlığa, güçsüzlüğe karşı yaptığı savaşını anlatmıyor. Hasta adamın, tüm dünyada olan Terör, Savaş, Nefref ve Düşmanlığa karşı yaptığı savaşı anlatıyor. [...] My Name is Khan filmi aynı zamanda Islam'ıda ele alıyor. Islam'ı ve dünyanın Islam'a bakış açısını ele alıyor. Fakat taraf tutmadık. Biz sadece iyi insanların ve kötü insanların var olduğunu söylemeye çalışıyoruz. Kötü Hindular, iyi Hindular, kötü Hristiyanlar, iyi Hristiyanlar olmaz. Ya iyi bir insanızdır, ya da kötü bir insanızdır. Din kriter değildir, insanlık kriterdir."  


Filimin kısaca konusu şöyle; 

 Rızvan Khan (Shahrukh Khan) küçüklüğünü annesiyle (Zarina Vahab) ıssız bir yerde geçiren bir müslümandır. Annesi öldükten sonra Amerika'ya küçük kardeşinin yanına gider. Orada tanıştığı ve aşık olduğu Mandira (Kajol) adında dul ve Hindu bir kadın ile evlenir. Rızvan Khan aynı zamanda da Asperger sendromu hastasıdır. Bu hastalık Otizm rahatsızlığının bir çeşididir ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. 11 Eylül saldırılarından sonra Mandira'nın oğlu raşist kesimler tarafından döverek öldürülür. Öldürülme sebebi annesi evlendikten sonra Khan soyadını almış olmalarıdır. Bunun üzerine Mandira Rizvan'i terk eder. Rizvan ne zaman geri gelebileceğini sorunca, Mandira ona Amerika Birleşik Devletleri başkanına gidip, adının Khan olduğunu ama bir terörist olmadığını açıklamasını ve ondan sonra geri gelmesini söyler. Rizvan hastalığı dolayısıyla bunu ciddiye alır ve yolculuğuna başlar. Başkan ile buluşmadan geri dönmeyecektir ve ona diyecektir ki: "Sayın Başkan, benim adım Khan ve ben bir terörist değilim."

yukarıdakı yazı Wikipedia`dan alıntıdır.  (Burda)  

✿Mutfak Dili ✿ © Ocak-2015. Destek-Blogger

Blog design-Tasarım-GÜL TASARİM