Amerika Masalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amerika Masalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2013

Amerika Masalı Los Angeles-3



Hollywood sokağı çok uzun bir sokak gibi değil aslında . Dediğim gibi bu sokağı cazip hale getiren asfalt üzerinde ünlü isimlerin yazılmış olması ve bir kaç müze..
Bu müzelerden bir tanesini Wax Museum`i merak ettik, sebebi müzede ünlü isimlerin mumdan yapılmış heykelleri var diyordu.. Diger bir müze de enteresan bir  müzeydi.  Yanız tek müzeye giriş kişi başı çok pahalıydı iki müze için alırsan daha uygun yani 3 kişi için 45 dolardı. Daha uygun olanı aldık öteki müzeyi çok merak etmesek de..
Hadi girip gorelim dedik şu heykelleri..



 Daha girmeden bu korkunc gorili çekmesem ayıp olurdu ...Bana Hoş Geldin der gibi bakıyordu çünkü ... :)

 


 Girdiğimde gördüğüm kocaman Korsan gemisi Woww dedirtti.


Carli Chaplin`i görünce adamlar isini yapıyor dedim.



 Biraz sonra Pierce Brosnan`i görünce yazıklar olsun dedim..




 Yani ilk bastan süslemişler sonra da mahvetmişler.. Hiç bir sanatçı kendine benzemiyordu diyebilirim.. 
Mesela bunlar :((

 
  Ogluşum bu fotosuna bayıldım.. Aynen o karenin içindeymiş gibiydi...



Müzenin çıkışında  ailece Hollywood hatırısı bir fotograf şarttı..


İkinci  müze farklı bir şeylerin olduğu müzeydi . Mesela :  baktığında seni farklı şekilde gösteren ayna,
 Kendimi aynadan doğru görmek çok eğlenceliydi  :) Küçük mini mini bir hanım ...


 kilolu adam heykeli gibi bir şeyler( oğluşumu böyle kilolu hayal edemiyorum Allah korusun) yine bazı sanatçıların heykelleri ve sair vardı.



En çok hoşuma giden terazi oldu:))
Bir kaç gündür yolda yediğim abur cuburdan ve gezi için götürdüğüm elbiselerin bir iki gün içinde uzerime dar olmasından şüphelenmiştim. Merak edip kilomu tarttım ve kullandıgım 5 harifli sözdü : Ayyyy..
Evet tamı tamına 71 kilo olmuştum.. Simdi 65-67 arası gidip geliyor olsam da..:))


Konu benim kilom degil tabi:) o kadar ünlü varken ...

Müzeden çıktıktan sonra ünlülerin oturduğu evleri görmek için gitmek istedik.
Bu evleri zaten dışarıdan görebiliyorsun.. Hangi ünlünün evi hangisi diye söyleyen ve bu sokakta size gezi tur yaptıran üstü acık  küçük 8-10 kişilik minibüsler var. Bu minibüslerin fiyatını sorduk ilk önce tabi olarak.
Bize söylenen fiyata hayret ettik çünkü  kişi başı 15 doları.. Ne gerek var dedim eşime. Hç de önemli degil kimin evi hangisi . Çünkü sadece dışarıdan gözüküyor bu evler..
Ama  hani illa ki görelim istiyoruz ya o sokağı, o zaman bu minibüslerden birisini takip edelim dedim eşime, en azından ünlülerin sokağından geçtik deriz :)
Eşim baya zekice buldu fikrimi..:). Yola koyulduk bir minibüsün arkasından .. Tam sokağa girerken minibüsü nasıl olduysa kaybettik ama o sokağa bir kere girmiş bulunduk. Kendimiz başladık dolaşmaya.
Tabi kimin evi var orada bilemedik ama sadece onu görmüş olduk ki bu evlerin hiç birisi Turkiye`de Boğaz kıyısındaki eski şatolardan hiç biri kadar güzel değildi.. Hatta Azerbaycan`da bir kaç yerde mağazası olan ticaret adamının saray gibi evlerinin yanında bunlar o kadar basit kalır  ki anlatamam.. Şaşırdım elbette.. Esimin de yorumu buydu``` sanatçılar burayı günlük kalmak için iş evi gibi kullanıyorlar o yüzden çok fazla süslü degil`` asıl güzel evleri kim bilir nerededir``.. Belki de haklıydı sadece filim çekimi zamanı geçici süre için oturuyorlardı orada..


İşte o evlerden bir kaç tanesinin dıştan görüntüsü..





Sokağı çok gezmedik. Asıl görülecek güzel yerler varken vakit kaybetmek istemedik..
Los Angeles`i en yüksekten görmek için yol aldık Griffith Observatory  tepesine..


Aslında oraya çok yakın olan tepede yazılan Hollywood yazısını daha yakından görmek için gidecektik ama  adresini bir türlü bulamadı bizim akılsız GPS aleti :(
Gittiğimiz Griffith Observatory tepesinden  Los Angeles`in büyük bir kısmı böyle gözüküyordu. Fotoya dikkatlice bakınca fark ediyorsunuzdur yüksek binalar sadece  uzakta gözüken şehir merkezinden başka hiç bir yerde yok..


Griffith tepesinden Hollywood yazısı hafif yakın mesafede gibi oluyordu.


Güzeldi.. harikaydı.. muhteşemdi diye kelimeler söyleyebilirim..
Resimler  benim yerime daha çok konuşuyordur sanırım..

Böyle güzel manzaradan sonra artık eve dönüş zamanı gelmişti. Eve degil de arkadaşlarımızın evine aksam yemeğine gitme zamanıydı..
Sağ olsunlar Azerbaycan`da esimle beraber aynı okulda çalışan Mesut beyin ve Romanyalı eşi benim tatlı arkadaşım Filiz`in bizim için  hazırladığı akşam yemeği yemek konusunda zorlandığımız Los Angeles`de ilaç gibi geldi diyebilirim..
Aslında yemegi Mesut abi yapmış desem daha iyi olur. Çünkü Filiz hanımın o gün dışarıda işleri varmış ve mutfak konusunda çok ama coook tecrübesi olan eşi yemek konusunu devralmış ve harika bir aksam yemegi yapmıştı bizim için Mesut bey. Zaten bir gün önceki aksam da harika lezzetler yapmıştı abi ama o zaman çok ac ve yol yorgunu olduğum için çekememiştim sofranın fotosunu :)..
Bu defa da çok ayıp olmasın diye çok güzel olmasa da resim çekmeyi ihmal etmedim..
İşte o harika sofranın lezzetleri bunlardı..



Ayrıca sofraya evin küçük kızına İngilizce öğretmek için konulan küçük notlar dikkat çekiciydi.. Her defa yemek yerken bir iki söz öğrenmiş oluyor küçük kız.


Yalnız aklıma gelmedi değil Amerika`ya küçük yasta gelen çocuklarda dil öğrenim problemi olmuyor. Nasılsa okula gideceği zaman bu dili ana dili gibi öğrenmiş olacak..
Ve belki de bir gün o sofrada ingilizce yerine türkçe sözlerin yazılı olduğu notlar konulmuş olacak :))
Burada yaşayan çocukların çoğunda türkçe dili korelleşip gidiyor. Türk çocukları kendi aralarında bile ingilizce konuştukları için ana dili türkçeye ikinci dil muamelesi yapıyorlar.. Çok acı olsa da gerçek bu maalesef..
Bir başka yazıda Los Angeles`in  Universal Studios gezisinde buluşmak üzere..
Sevgiler..
İyi okumalar...

28 Ağustos 2013

Amerika Masalı Los Angeles-2

 
Los Angeles`e bundan tam bir yıl iki ay önce gitmiştik.
Hayatımın en güzel gezisi diyebilirim ve bunun için eşime gerçekten çok teşekkür ediyorum.. Hem uzun yol gitmek hem de  Los Angeles`i , San Francisco`yu, Grand Canyon`u, New  Mexico`yu ve inanılmaz güzellikte olan Yosemite National Park`ı görmek hayaller ötesi birşeydi.
Üstünden bir yıl geçmiş ama ben hala dün gibi hatırlıyorum ve resimlere bakarken bir daha  özlem duyuyorum, kanatlanıp uçasım geliyor oraya.. Bir daha nasip olsun diye de gönlümden geçiriyorum dua yerine geçsin istiyorum..
Los Angeles`e kadar olan yerlerin resimlerini yüklemiştim, yazılarını yazmıştım daha önceki yayınlarda okumak isterseniz aşağıdaki adreslere tıklayarak ulaşabilirsiniz..

Sonucu harika bir tatil ✿ Amerika Masalı-1 

Amerika Masalı-2 Albuquerque  

 Amerika Masalı-3.. Grand Canyon !

 Amerika Masalı Los Angeles-1


Şimdi de Los Angeles`deki ikinci günün özeti var.
Bir gün öncesinden yol yorgunu olduğumuz için pek bir plan yapmadık yarına dair. Sabah uyandık kahvaltı yaptık ve karar verdik gezi turumuz Los Angeles`i kısa keşif olacaktı.
Kentin kuzeybatısında yerleşen, ünlülerin evlerinin ve aynı zamanda ünlülerin isimlerinin yerde yazılı olduğu sokak Hollywood  sokağına, sonrasında Los Angeles`i en yüksekten görmek için Griffith Observatory` ye gidecektik.

Olduğumuz yerden yaklaşık yarım saat uzaklıktaydı bu  Hollywood sokağı.


İlk önce arabayı emin bir yere park etmek gerekirdi. Malum bu sokaklar hep kalabalık oluyor ve yanlış yere park etmiş olsan arabanı çekici gelip bir güzel çekiyor sende paşa paşa baya bir miktar para ödüyorsun.
 İyi bir yer bulduk çok şükür ve park ettik. Yalnız park süresi sadece 1 buçuk saatti ve o zaman zarfında geri gelmemiz gerekiyordu veya eşim gelip yeniden para yüklemesi lazımdı park edilen yerde konulmuş olan para aletine..
Biz baya hızlı gezip bitirdik o sokağı, hatta10 dakika da erken geldik..


Şunu söyleyebilirim ki harikaydı.
Fotoğraflar benden çok şey anlatır size..
Tabi bende çenemi tutmam fotoğraflarla beraber konuşurum size..
Hadi bizim bir sene önceki hatıramızla beraber gezelim bu ünlü sokağı ve çevresini.. 

Üstte sokağın iki resmini ekledim ama şimdi daha sokağa gelmeden arabadan çektiğim resimlerle devam edelim.




İşte o sokağı en cazip hale getiren önemli nokta. Yerde Amerika`nın sinema endüstrisinin kalbi olarak bilinen Hollywood sektörünün sanatçılarının isimleri ve bazı ünlü çizgi filimlerin daha doğrusu Hollywood`da çekilmiş çizgi filimlerin isimleri yazılı olduğu sokak..

 İsimler aynen böyle yazılmış ve çok isim vardı listede.. Ben bir kaçını resimledim mesela: Tom Hanks, David Copperfield, Bugs Bunny Snow White, gibi..



İsimler arasında hepimizin tanıdığı ünlü bir isim vardı ve bu isim aynı zamanda 2003-2011 yılları arasında California Eyaletinin Valiliğini yapmış olan Arnold  Schwarzenegger `dı..İsmini çekmeden olmazdı ..


Bizim de kendimize göre sevdiğimiz sanatçılar ve çizgi filimler vardı..
İşte onlar..
 İlk olarak eşimin sanatçısı..


İkinci olarak benim sevdiğim  başarılı oyuncu Sandra Bullock...


Oglumun sevdiği sanatçı Hong Kong`lu Jackie Chan ..


Tatlı Kızım sevdiği çizgi filim de Snow White `dı ...


Sokakta gezilecek çok bir yer yok aslında.. Büyük alışveriş merkezi var bir tane. O merkezin 2 ve 3. katından Los Angeles simgesi gibi sayılan dağın üzerine yazılan Hollywood yazısını görebiliyorsun.


 Hava o gün çok nemli olduğu için bu kadar uzak mesafeden net gözükmüyordu Hollywood yazısı.. :(( 


Sokakta bir kaç tane de müze var bu müzelerden en ünlüsü sanatçıların mumdan yapılmış heykellerinin olduğu müzeydi.. Eşime pek meraklı gelmedi. Ben ve çocuklar illaki görelim dedik. Bileti alıp girdik. Çok bahsedilmişti bu mum heykellerden ama bir hayal kırıklığıydı benim için..Çünkü hiç bir sanatçı kendine benzemiyordu.. Hatta bazısını tanımakta zorluk çektim.. :((

Şimdilik bu kadar.. Size kocaman Hollywood selamı.!!


 Son olarak bu sokağın ünlü olmayan veya belki de çok ünlü evsizi..Ünsüz olanları da çekmek gerek değil mi..
  Bu evsiz  kişi aynı zamanda böyle güzel çiçekler yapıp satarak azda olsa kendi geçimini sağlıyor.

 

7 Nisan 2013

Amerika Masalı Los Angeles-1



Yolcu sen nereye sorusuna yolcu sevindirik cevap veriyor Los Angeles.
Neymiş Los Angeles hayal bir şehir ya. Amerikan`in unlu sanatçılarının uzun sureli olmasa da çekilen filim arefesi kaldıkları şehir, bir çok filmin ana vatani.. Oğlumun hayali, benim merakım, esimin heyecanı, kızımın I don`t know`su vardı bu şehre doğru yolculuğa çıkarken.
Bu şehirde yaklaşık 5 gün geçirdik gezdiğimiz yerler ve çekilen 5 günlük fotolar sadece bu posta sığmaz o yüzden Los Angeles postuna numaralı yaptım . Bu 5 gunluk geziyi kaç yazıda bitiririm bilmiyorum

Sabah saat 9 gibi yola çıktık Grand Canyon`dan.. Akilli alet olan GPS bize Los Angeles`e kadar yolunuz 8 saattir dedi..
Yolda duraklamalar da eklenince yolumuz 10 saat dedik koyulduk yola..
Grand Canyon`a giderken çıkılan yokuşu simdi aşağıya doğru iniş vardı.. Yollar kıvrımlıydı ama yine kurak ve yeşilliksizdi..


İlk önce bu şehirle ilgili ufak bilgi vereyim/ Los Angeles California eyaletindeydi ve bu eyaletin 2003-2011 senesinde Valisi unlu Amerikan oyuncu Arnold Schwarzenegger`di.. Yani kaçırmışız bir sene arayla... 
California ayni zamanda Amerika Birleşik Devletleri'nin de en büyük ekonomik gücünü temsil eder. Sebze,meyve en çok bu eyalette üretiliyor.

Kaliforniya; sinemanın kalbini Hollywood'da; internetinin kalbini Silikon Vadisi'nde; Müzik, Eğlence ve Televizyon'un kalbini de Los Angeles'da taşımaktadır. Her ne kadar günümüzde masrafları daha makul olduğu için filmler başka ülkelere çekimler için taşınsa da; son 30 yıldır klasikleşen bir eyalet deyişine göre "Dünya'nın duyduğu ve izlediği çoğu şey Kaliforniya'da üretilir." ( vikipediyadan alıntıdır bu bolum)

 Simdi de bizim canlı şahidi olduğumuz ayrıntılar.  California sınırına geldiğimiz zaman  sınırda kurulan postu görünce once hayret ettik sonra vardır her yerin bir kuralı dedik uyduk kurala. Arabaları özel kontrol ediyorlar. Soru soruyorlar ve arabanda taze meyve, sebze var mi diye soruyorlar. Fok garip karşıladık bu durumu. Hadi eroin vesair kontrol edilir de meyve sebze neden peki.. Hala çözemedik bu soruyu..
Kontrolden sonra ver elini California dedik..


Çok güzel yollar ve yollarda biraz farklı kurallar vardı/  İste bu kurallardan bir kaçi ve en sevdiğim.
İlk once hızlı giden yavaş giden araba yolları ayrılmış.:))


İkincisi yolda her bir milden sonra Call Box denilen direk var ve bu direkte telefon var. Kaza anında, araban bozulursa, telefon şarjın biterse araman gereken yerleri araman için. Nasıl hoşuma gitti anlatamam.
Esimle bu direklerin belli yerlerde olduğunu düşündük ama sonra hesaplamaya başladık ve bu direkler arasındaki mesafenin sadece  1.609344 kilometre olduğunu öğrendik..
Böyle harika bir kuralın Texsas`da olmasını da isterdim..



Evet yaklaşık 9 saat sonra aksam saat 6`ya doğru Los Angeles`e giriş yaptık.
Aksam trafiği ve bizim gittiğimiz gun yani 2012 senesi Haziranın 13`u  okulların yaz tatiline girdiyi güne denk gelmesi yolumuzu epey uzattı ve biz gideceğimiz arkadaşa neredeyse 7`i gece vardık.
Los Angeles`de şehrin içindeki  yollar şok geniş  ve ayrıca en sol şerit Car pool var. Bu yolun özelligi acele edenler, acil durumlar için kullanılır olması. Yalnız bir şartla arabanın içinde 2 den fazla kişi olmalı yoksa yuklu miktarda ceza ödeyebilirsin. Foto bana ait degil. Arabayı ben kullandıgım için bu yolun fotosonu çekemedim.. O yüzden internetin bilgisinden yararlandım..


Misafir oldugumuz evin sahipleri bizim Azerbaycan`dan arkadaşlarımızdı. Abi Türkiyenin dogusundan, hanım Romanya asıllı bir arkadaş, birde küçük tatlı kızları var.
Eve vardıgımızda akşam esanı okunmasına az kalmıştı.
Namazı kılıp bizim için hazırlanmış harika masaya oturduk. Şunu itiraf edeyim ki çook yorgundum ve masanın resmini çekmek aklıma bile gelmedi. Harika lezzetler vardı.. Ve bir çogunu abi yapmıştı sebebi de hanımına misafir gelecegini gec haber vermişti.. Filiz arkadaşın da işi oldugu için mecburen abi yapmıştı yemekleri..
Tek kelime vardı yemekleri için Enfes..
Esime de "bak görüyormusun, örnek al" demeyi de ihmal etmedim o yorgun halimle düşünün.. :))


Akşam yemeyini yedikten sonraTürkiye`ye giden ve evinin anahtarını bize bırakan arkaşanın evine geçtik. İki odalı nezip bir ev bizim için gökten düşen 3 elmadan en güzeli oldu orada kaldıgımız sürede..


Ev sahibi bize evin kullanım kılavuzunu bırakmıştı, uyduk tabi..Uymak o kadar da zor degildi cünkü not o kadar detaylı yazılmıştı ki hiç zorluk çekmedik. Evin internet şifresini, camaşırhaneye gideçek yolu, irtibat numarası, e-mail adresi, ve evle ilgili detaylar hepsi vardı buzdolabına monte edilmiş yazı tahtasında..... Allah razı olsun.. Çok rahat etmiştik..
 

Ve tabi o gece yarının planını biraz konuşup hemen uyuduk. Alışkın olmadıgımız bir yerde genelde insan tereddüt eder ama biz hiç oralı olmadık, sebebi çook yorgunduk :(

 Şimdilik Los Angeles-1 masalı burada bitti.. 2. de buluşmak dilegile..
Sevgiler. İyi okumalar...


12 Ocak 2013

Amerika Masalı-3.. Grand Canyon !




Neredeyse yaz yeniden gelecek benim Amerika Masalım gerçekten masal olup senesini dolduracak..
Yol yakınken kış çıkmadan, kar kapıdan erimeden, yaz gelip yeni gezme yerleri bakmadan bitsin inşallah 2012 Amerika gezimin her karesi...

Albakorki` den yani Albaquerque`den çıktık Arizonaya `doğru...


Gözünün alabildiğince uzun kimsesiz, sıcak, çöl,  ismi Arizona..
Neredeyse 6 saat yol gittik sonunda vardık o muhteşem görüntüsüyle dünya alemi ve beni büyüleyen Grand Canyon`a..
Yukarıdaki resimde de gözüktüğü gibi Arizona Grand Canyon eyaleti olarakta biliniyor..

Kelimenin tükendiği yerdir Grand Canyon. Rabbim çok büyüksün ...

Oraya vardığımızda neredeyse saat öğlen 2 ye geliyordu, sıcaktı. Gölge bulup otursan iyiydi yoksa gezmek o kadar akıl işi değildi ama bizim gezip görmemiz lazımdı.. Resimde gözüken manzara uzanıp gidiyordu.


 Bunun her yerini gezmek için en az 3 gün harcamak gerekiyordu, bizimse sadece bir günlük planımız vardı burayla ilgili. Neden öyle oldu onu da bilmiyorum.
Aslında fikrimiz bir iki saat durup gitmekti lakin manzara bizi aldı gitti. Gün batımına doğru oluşan manzarayı kaçırmak istemedik ve beklemeye karar verdik.
İyi ki beklemişiz dedim o inanılmaz ve benim kameranın çekiminin aciz kaldığı manzarayı görmek için.. Keşke size gözümün kamerasını yansıta bilsem.. Nefes kesilir inanın..

Gün batımına kadar bekleme zamanı ne yaptık küçük, tehlikeli patika yolla tur atmaya başladık.
Gün batımını görmek için dağın belli yerleri var ve o yerlere otobüs götürüyor insanları. Biz giderken korkulu patika yolu seçtik, dönerken tabi olarak karanlık olduğu için otobüs durağında otobüs bekledik.

Resimler sanırım bende daha fazla şey anlatacak size yalnız oranın kısa tarihini sağ olsun Wikipedi`dan aldım onu copy  past ediyorum, geri kalan kısmı resimler üzerinden açıklık getirerek yazacağım.


Vikipedia`dan alıntıdır.. Teşekkürler.. 

Büyük Kanyon Ulusal Parkı (İngilizce: Grand Canyon National Park) Amerika Birleşik Devletleri'nin Arizona eyaleti sınırlarında bulunan en eski ulusal parktır.
Büyük Kanyon, birçok renge sahip; Kolorado Nehri çevresinde bulunan bir kanyondur. Büyük Kanyon Ulusal Parkı içinde bulunur ve bu ABD'deki ilk ulusal parklardan biridir. Theodore Roosevelt Büyük Kanyon'un büyük bir hayranıydı ve birçok kez avlanmak ve seyir için burayı ziyaret etmişti.
Kanyon, Kolorado Irmağı'nın kanalı milyonlarca yılda yarmasıyla oluşmuştur. 466 kilometre uzunluğunda ve 400 metre ila 2.4 kilometre genişliği arasında değişmektedir. Derinlik olarak da 1600 metreye kadar ulaşır. Bu kesiklerde Dünya'nın 2 milyar yıllık tarihi bulunmaktadır.


Evet derenin enn dip noktasını görmek mümkün değildi. Biraz eğilecek olsan Allah korusun tepetakla derenin dibini boylarsın.
Tabi oraya kadar sag salim varırsan zaten bizatihi görürsün enn dibini :))
Kolorado nehrini görmek için dar yol var oradan iniliyor ve bu orada otelde günlerce kalan ve bunu kendine iş ve eğlence olarak seçenlerin işiydi.
Bize bakmak, resim çekmek düşüyordu ki bunu da yaptık zaten. Aynen bu resimde gözüktüğü gibi oturdum uzun uzun baktım bu güzelliye..


Her yer çok sıcak olduğu için bu tur yangın manzarası kaçınılmazdı. Uzun süre de söndürülmedi sanırım. Bu manzara gün batımına kadar vardı çünkü.. :((

Resimde gözüken kişi kim diye sorsanız bilmiyorum. Ya canından bıkmış, ya sanatını çok seven biri, ya da oradaki tüm kameraları üzerine çekmek isteyen meraklı.. :))
 ,Yok yok bu benim gibi fotoğraf çekmeyi seven birisi ama tabi bendende cesaretli. O kadar uç noktaya gidip foto çekmek herkesin cesaret edebileceği iş degildi..
 Çocuklarımı çok seviyorum.. Küçük dar yoldan giderken ufak bir düşme sakası yaptığımda kızımın bana
 " Anne" diye sarılmasını unutamam.. Canım benim.. O yuzden bu kadar tehlikeye kalkışamam :( .


En dip noktayı ancak bu kadar çekebildim..

İste beklediğimiz an gelmişti.. Gün batımı izlendikçe farkı şekil alan bu manzara hem bakılmaya, hem fotograf çekilmeye, hemde o kadar beklemeye deydi...


 Gün batımı o kadar az sürdü ki bu anı daha çok kendi resimlerimizi çekmeye harcadık. O yüzden bir resim daha ogluşumun gün batımındaki harika resimlerinden biri olsun..





 Grand Canyon`un yakınında kalınabilecek küçük evler bunlardı İçinde yataktan başka bir şey yok. Tuvalet ihtiyatçı için tabi yakınlıktaki halka acık WC yerlerine giderebilirsin.
Gecesi 80-100 dolar olan bu baraka evlerde kalacak yer bulamadık. Hepsi doluydu neredeyse..
Daha doğrusu denemedik şansımızı..

Iyi ki denemedik çünkü saat daha 8 filandı hava karardı, oradan ayrılmak için arabanın yanına geldik.. Allahım ne görsek iki tane geyik, yok bunlar geyik degildi çok garip hayvanlardı...
Arabaların arasında rahatça geziyorlar, korkmuyorlar...
Bunları gece veya sabaha karşı karşımda görseydim atacağım çığlıktan Grand Canyon`un kayaları kapabilirdi.. Colorado nehri kuruyabilirdi (çok mu attım ki) ..
Çok korkunçtu görüntüleri, ama  korkum fotolarını çekmeme engel olmadı.. ..


En korkunç olanın şimdi anlatacağım.. Üsteki fotoyu arabadan doğru çekmiştim. Sonra biraz bizden uzaklaştılar. Bizde yola koyulduk gitmek için. Tam yola çıktık baktım bunlarda yolda ve çok yakın. Eşime biraz öne gitmesini söyledim.. Arabadan inip daha net foto çekmek istedim.
Biraz önde yolun ortasında arabayı çalışır halde durdurdu eşim. Arabadan indim başladım fotoğraf çekmeye.. Tabi hayvanın bana poz verecek hali yok. Bize doğru gelmeye başladı.. Bunu gören çocuklar çığlık atmaya başladılar arabadan doğru " Anneeee hadi gel bak seni ezebilir" .. Bende tehlikeye atılmış gazeteci gibi " Bir şey olmaz siz kapıyı açık tutun, çok yaklaşırsa hemen gelirim arabaya" diyorum..

Yok, hayvan iyice yaklaştı,baktım iş yaş hızlıca arabaya doğru ilerledim.. Aaa ne olsa iyi eşim bastı gaza gidiyor.. Ben dışarıdan " nereye yaa durr " diye bağırıyorum, çocuklar arabanın içinde" baba annem kaldı durr" bağırıyorlar.. Bir taraftanda arkaya bakıyorum bir foto çekebilirmiyim diye.. :))
Beni biraz koşturduktan sonra neyse ki durdu.. Kendimi arabanın içine atar atmaz " Yaaa ne yapıyordun sen iyi misin yaa.. Hayvan öldürebilirdi beni" diye soluksuz saymaya başladım..
Eeee, adamın cevabı ne olsa seversiniz " Aaa ne yapayım canım hayvan arabaya doğru geliyordu arabaya zarar verirdi diye korktum, uzaklaştım" deyerek güldü.... Evet aynen böyle dedi.:(((  Allah islah etsin...
Söver misin, döver misin böylesini  bilmiyorum ama her ikisi de geçti aklımdan? uymadım şeytana daha önceden de uymadığım gibi..
 Hayat iste insan her yoldaki arkadaşını iyi seçmeli.. Artık sormadım gerçekten hayvan bana zarar verecek olsaydı ne yapardın diye.. Bir şey yapmazdım demezdi her halde.. :))
İşte o foto bu foto.. Unutur muyum bunu kolay kolay..



Ceylanı geride bıraktık 1 saat sonra Grand Canyona yakın bir otelde durduk.. Çok geç olmuştu, yorgunduk Los Angeles`e kadar araba sürmek hiç akıl işi degildi..
İşte buda yolcunun oteli, keyif yapan çocuklar, foto peşinde olan anne, eşyaları arabadan indiren baba.. :))


Arkası en kısa zamanda :))

✿Mutfak Dili ✿ © Ocak-2015. Destek-Blogger

Blog design-Tasarım-GÜL TASARİM