17 Mayıs 2011

10 GÜNLÜK TÜRKİYE MASALINDAN - ISTANBUL 4


Artık son gündü güzelim İstanbul da. Kaldığımız otelin kahvaltı yapılan teras katına koşarak çıktım. Yok acıkmadım, sadece havanın nasıl olduğunu odanın penceresinden tahmin edemedim. Teras kattan her taraf çok iyi gözüküyordu ve tahmin etmek kolaydı. Bu günün hava durumu önemliydi. Çünkü boğaz turu vardı. Ama yok İstanbulun güneşli yüzünü bir kaç gün arayla kaçırmıştık. Maalesef bu günde bizi dumanlı, sisli hava bekliyordu.

İlk durak Kapalı çarşıydı. Tabi ki unutmuşuz bu gün pazar ve burası bu gün çalışmıyor. Kapalıçarşının kapısında sadece kot pantolonlar boy gösteriyordu. Eh o olmasın bu olsun Mısır Çarşısı da fena fikir değil olmadık yerde. Baharatların kokusu daha Eminönü alt geçidinden çıkar çıkmaz gelmeye başlıyor maşallah.
Mısır Çarşısı bitti ve sıra boğaz turunda.
13 sene önce, bir yaz gününün sıcağında gezmiştik bu turu. Şimdi kapalı, hafif yağmurlu, sisli, bir başka hayalle ve umutla, bir başka bakışla, bir mart ayında bu turun keyfini çıkarmak gerekirdi...
 Boğaz turunu sadece çamdan izlemek bizim misafirler için yeterli oldu. Bana resim için yeterli olmadı. Makinemin lensi için zararlı olsa da bu yağmurlu havada bu resimleri çekmem gerekirdi. Uçan kuşu, Ortaköy  Camisini, Rumeli hisarını, boğazın harika görünümlü yalılarını, hele de bir çok dizinin çekimlerinin yapıldığı evi kaçırmamam gerekirdi.
 Taksim...                    
Aman Allahım ne bu kalabalık. Taksim denilince her kesin gözleri fal taşı oluyor ya vallahi doğruymuş. Bu kadar kalabalıktan sonra Austin kimsesiz kuzey kutbu gibi gelir tabi ki...
Harika ya... kalabalıgı, yürümeyi, mağaza mağaza dolaşmayı, simitçi sarayında simitle sıcak çayı, samimi arkadaş muhabbetini çok seviyorum.
Bunlar aranmaz mı, özlenmez mi bir gurbet elde, yürünmeyen sokaklarda, Mozart kafeden başka gidecek bir çay evinin olmadığı bir yerde, sadece bir iki samimi dostun bulunduğu bu gurbette özlenmez mi 
Taksimin kalabalıgı, simit kokusu, kırmızı çayın dumanı...

Eh... kısa lafın uzunu son olarak  Taksimdeki San Antuan kilesini ziyaret ettikten sonra  Güzergah restoranında akşam yemeği ile son buldu İstanbul gezimiz. Evet geldik masalın sonuna.
Yarın yolcuyuz, biz gurbete Amerikalı arkadaşlarsa vatana.

İstanbul`a veda etmenin burukluğu vardı içimde...
Yarın elveda İstanbul demek zor olacaktı....
Bir daha görme şansım olur mu bilmem ama, 
İstanbul rüyalarımın prensi,
aklımın hikayesi,
umudumun gerçeği,
kalbimin tutulan tek dileği.

İstanbul, bir daha buluşmak umuduyla!
İyi seyirler!












 Gurbetten geleceksin ve Eminönü balkçısında balık yemeyeceksin öyle mi?
Evet öyle çünkü ben kılçık  operasyonu yaparken balık beklemekten kalp krizi geçiriyor ve eli ayağı buz kesiyor tabi ki. Yenilecek hali kalmıyor garibin.
 O yüzden eziyet etmek istemiyorum hayvancığaza. Ne de olsa hayvan sevgisi var bir azcık:))
bana resmi yeter..















VE SON !

4 yorum:

  1. merhabalar sızı hemen ızlmeye aldım:))))))
    yanıbaşındayız istanbulun...manzaraların...ancak bu kadar güzel kareleyemedik:)ellerınıze saglık....
    tekrar gelırsınız ınsallah:)

    YanıtlaSil
  2. Ahhh İstanbul....
    Fondaki müzik ne güzel olmuş öyle,fotolara baktıkça İstanbul hasretim büyüdü içimde...
    Allah sana da bana da tekrarını nasip etsin.:)
    Bende bir mimin var kabul edersen sevinirim..
    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  3. Çok etkileniyorum resimlere bakarak bu müziği dinlerken,martıların çığlıklarını duyuyorum.
    Müziği ekledim çok teşekkür ediyorum.

    bu arada yengeç burcuyum,yüreğine sağlık içten yorumun için.


    sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  4. ilginc bilgiler icin tesekkurler

    YanıtlaSil

Teşekkürler yorum yazdığınız için .. Beni çook mutlu ettiniz. :)

✿Mutfak Dili ✿ © Ocak-2015. Destek-Blogger

Blog design-Tasarım-GÜL TASARİM