17 Nisan 2011

10 GÜNLÜK TÜRKİYE MASALINDAN - İZMİR 1





Ah İzmir ah...
Gezemedim seni doyunca...
En güzel, en özel, en unutulmaz arkadaşlarım vardı İzmir den. Bir başkaydı onlar benim için. İzmiri görmeden bana sevdiren tatlı dilli arkadaşlar..
Ah eski günler ahhhh !
Bu kadar ününü duyduğum, Azerbaycanın başkenti Baküy`e çok benzetilen İzmiri doya sıya gezemedim, o tatlı dilli, güzel yüzlü arkadaşları görmek, eski günlerden konuşup bir fincan kahve içmek fena olmazdı ama,  dar olan vakti daraltmak da benim elimde değildi ne yazık ki...
Bir gün mutlaka...
İzmirin  Sabahı, Akşamı, Gündüzü çok güzeldi benim için.
Efesi de bir sırlı kutu...
Çözebildiğin kadarıyla tanıyorsun Efesi..

Dilini bilsen neler söyler kim bilir sana o taşlar...
Senin bildiğin tarihin gerçeğini, doğrusunu, bilmediklerini anlatsa keşke o taşlar...
Sadece Muhteşem, Muhteşem diye bildim!
Bir günlük plan söyleydi;  Efes, Meryem Ana türbesi, Seramik atölyesi,  Özel Yamanlar koleji ve Öz Urfa Cemal  Usta restoranında harika akşam yemeyi.


                                           Suskun ama konuşmak istercesine yıllardır yıkılmayan EFES!









Efes Büyük Tiyatro salonu 21000 den çok kişilik kapasiteye sahip olan bu sırlı tiyatronun en yüksek bölümüne çıktım. Oturdum, bu  inanılmaz manzaraya  yüksekten bakmak ne kadar güzeldi.
Hayalimde bile kuramadım, gidemedim o yıllara...
Ama sahnede oyununu büyük başarıyla bitirmiş bir tiyatro sanatçısına bir çiçek uzata bilirdim  taaa 2011 yılından :))))


Bu sırlı mekanda Yaradanına kullukta hata etmeyen, mekanın sırrından habersiz sadece rızkının peşinde olan,  Kedi, Yılan, Karınca

Kedinin sol elinde yakaladığı küçük kertenkele vardı. Merakla hiç kaçırmadan kedinin kertenkeleyi yeme anını yakalamak istedim ama olmadı. O zaman zarfında   kedi rızkını kaçırdı.
Bilemiyorum Kedi internet safalarına çıkacağını mı anladı ne, utandı galiba oburluk yapmak istemedi:))





Bir de insanoğlunun kaldırmakta zorlanacağı, günlerce ugraşsa da kıramayacağı taşların arasından Yaradanını bilen, tanıyan, hizmet eden, onun ismini söyleyerek taşın bağrını yaran, narin yapraklı otlar vardı  o sırlar arasında..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Teşekkürler yorum yazdığınız için .. Beni çook mutlu ettiniz. :)

✿Mutfak Dili ✿ © Ocak-2015. Destek-Blogger

Blog design-Tasarım-GÜL TASARİM